Diyarbakır Tarihi ve Tarihçesi Tarihsel Gelişimi

  • İLİN COĞRAFİ KONUMU, KURULUŞ YERİ ve ADI
    Diyarbakır Güneydoğu Anadolu Bölgesinin orta kısmında “Elcizre” denilen Mezopotamya’nın kuzey sonundadır. Doğuda Siirt, Batman, Muş, güneyde Mardin, batıda Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya kuzeyde de Elazığ ve Bingöl illeri ile sınırlanmıştır. İl 37–30 ve 38–43 enlemleri ile 40–37 ve 41–20 doğu boylamları arasında kalmaktadır. Diyarbakır kenti, deniz seviyesinden 650 m. Yüksekliğindeki bir plato-tekne alanları üzerinde, bazalt delerit karakterli bir zeminde; Karacadağ’dan Dicle Nehrine değin uzanan geniş bazalt platosunun doğu kenarında, Dicle Vadisi’nden 160 m. Kadar yükseklikte, nehir eğrisinin tepesinde, hakim yatay bir yüzey üzerinde kurulmuştur. Söz konusu platoyu güneybatıda “Ben u Sen” denilen az derinlikte bir sel çukuru yarar. Batı ve kuzeyde ise bazaltlı arazide hafif bir eğim vardır. Bu doğal yapı, doğu ve güneydoğuda kayalık bir korniş kenarında kurulmuş olan kenti baştanbaşa kuşatan surun şeklini de belirlemiştir. Bugün sur dışında gelişen kent, batı ve göreli olarak sınırlı bir şekilde kuzey ve güney yönünde yayılmaktadır.
                 Kentin ne zaman kurulduğu hakkında kesin bir bilgi yoktur; ancak çeşitli kaynaklarda yapılan tahminler M.Ö. 3000 yılına kadar uzanmaktadır. Kentin ilk yerleşme yerinin “Fis Kayası” denilen sarp kayalığın üzerinde bulunan “İç Kale” nin konumlandığı yer olduğu hakkında görüş birliği vardır. Kalenin konumu ile gördüğü işlev birlikte düşünüldüğünde kuruluş yerinin doğruluğu anlaşılabilir.
                 Kent farklı tarihlerde farklı adlarla anılmıştır; ilk olarak Asur hükümdarı (M.Ö. 1316–1281) Adad-Nirari’ye ait bir kılıç kabzasında “Amidi” veya “Amedi” olarak geçmekte; M.Ö. 800–705 yılları arasında Asur valilerinin isimlerinin yazılı olduğu belgelerde de aynı ada rastlanmaktadır.Roma ve Bizans’a ait yazılı kaynaklarda ise kentin “Amid, O’mid, Emit, Amide” şeklinde adlandırıldığı görülmektedir. Taşlarının siyah olmasından dolayı “Kara Amid” ; bu adın Arapça tercümesi olan “Amid-i Sevda” olarak da anılmıştır.Arap egemenliği sırasında bölgeye gelen kabilelerin adlarına göre de “Diyar-ı Bekr” daha sonraları “Diyarbekir” ; Osmanlılar döneminde bazen “Amid” bazen de “Diyarbekir” olarak kayıtlara geçmiştir.Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk Dil Kurumu’nda oluşturulan araştırma komisyonu 1938 yılında “Diyarbakır” adını benimsemiş ve bu yıldan itibaren kentin ve ilin resmi adı “Diyarbakır” olmuştur.

  • Kültür ve Sanat Hazinesi
    Diyarbakır, Anadolu’da binlerce yıldan beri bir çok medeniyetin canlı izlerini taşıyan bir tarih kültür ve sanat hazinesidir. M.Ö. 7000 yıllarında Çayönü’nden başlayan ve günümüze kadar gelen sadece bölgede değil dünya tarihinde de önemli roller oynayan bir çok uygarlık bu yörede değerli eserler bırakmışlardır. Bu eserlerin başında “Diyarbakır Surları” gelir.
  • Diyarbakır Surları
    Diyarbakır’ın tarihi surlarını, estetik perspektiften değerlendirmek farklı bir özellik taşır. Yaklaşık 9000 yılı aşkın bir geçmişe sahip Diyarbakır surları o günden günümüze, tarihi, kültürel, estetik ve sanatsal şahsiyetine dokunulmasına izin vermeden ulaşabilmeyi başarmıştır. Çağların olanca tahribatına, yok ediciliğine, yıkımına karşın kendini korumasını bilmiş en etkili estetik görünümüyle Diyarbakır’ı “Müze Şehir” haline getirmiştir.
  • Diyarbakır Kalesi
    Genel olarak kalkan balığı biçimini andıran Diyarbakır Kalesi, Dış Kale ve iç Kale olarak iki bölümden meydana gelmektedir. Dış Kale surlarının uzunluğu 5 kilometre kadardır Doğu–Batı doğrultusunda 1.700, kuzey - güney doğrultusunda 1.300 metrelik bir alanı kuşatmaktadır. Surların yüksekliği 10-12 metre, kalınlığı 3-5 metredir. Surlar üzerinde kuleleri  birbirine bağlayan geniş bir yol vardır. Bu yol, 70 santimetre kalınlığında mazgal duvarları ile korunmuştur. Kalenin 82 burcundan en ünlüleri Evli Beden (Ulu Beyden), Yedi Kardeş ve Keçi (Kiçi) burçlarıdır. Burçların içinde koğuşlar, mahzenler, sarnıçlar ve depolar yer almıştır. Dış Kale ile iç Kale surlarında Romalılardan Osmanlılar kadar çeşitli devletlere ait yazıtlar (kitabeler) bulunmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz : Latince : Romalılar, 367 375 yılları arası, Yunanca: Bizanslılar, 440-528 yılları arası. Arapça yazıtlar : Abbasîler 909, Mervaniler 995-1035, Büyük Selçuklular 1088-1092, Şam Selçukluları 1093, İnallılar 1141, Nişanlılar 1154-1183, Artuklular 1188-1208, Eyyubiler 1236-1237, Akkoyunlular 1149-1479. Farsça yazıtlar Osmanlılar Dönemine aittir. 1525–1527 arası tarihlerini taşır. Dış Kalenin kapıları : Kuzeyde Dağ Kapışı (Harput Kapışı), batıda Urfa Kapışı (Rum Kapışı), güneyde Mardin Kapışı (Teli Kapışı), doğuda Yeni Kapı (Su Kapışı, Dicle Kapışı). iç Kalenin kapıları : Fetih Kapışı, Oğrun Kapışı, Saray Ka- pışı, Küpeli Kapış;, Fetih ve Oğrun kapıları dışarıya, Saray ve Küpeli kapıları iç tarata şehre açılır. iç Kale Kanunî Sultan Süleyman zamanında 1524–1526 yılları arasında ikinci bir surla çevrilerek genişletilmiştir. Dış Kale surları içinde cami, medrese, türbe, kilise, han, hamam gibi tarihî eserler yer almaktadır. iç Kale surları içinde iki kilise, Artuklu Sarayı kalıntıları. Viran Kale, sarnıç ve cami bulunmaktadır.